Kur’an-ı Kerim’de “şe-ri-ke” kelimesi ve türevleri 167 yerde geçmektedir
.
Kur’an-ı Kerim’de müşriklerin Allah’a ortak koşmaları putlara tapmak, cinleri ortak
koşup, O’na kız ve oğul isnat etmek, Allah’a batıl zan ve isnatlarda bulunmak, Allah’a ve
putlara hisse ayırmak şeklinde bildirilmektedir. Ayrıca müşriklerin, putları, Allah ile
kendi aralarına şefaatçi koyduklarına dikkat çekilmektedir
.
Kelime Kur’an’da üç vecihte kullanılmıştır;
-Allah’a denk başka bir varlık tanımak
.
-Kendisine ibadet etmeksizin bir varlığa itaat etmek
.
-Amellerde riya yapmak
Kur’an’da şirk, herhangi bir şeyi, kavramı veya bir kimseyi tercih etme, önem ve
kıymet verme, yüceltme bakımından Allah’la eşit düzeyde görmek veya bunu
davranışlarıya göstermektir. Kur’an bize Allah’ı birçok sıfat ve isimleriyle tanıtmış ve
O’ndan başka ilâh olmadığını kesin ifadelerle bildirmiştir. İlâh, Allah’ın Kur’anda bildirilen
özelliklerine sahip olan varlıktır. Allah gerçek ve tek ilâhtır; Allah’ın sıfatlarına sahip olan
başka hiçbir varlık olamaz. İşte, Allah’ın herhangi bir sıfatına başkasının Allah’la birlikte
veya bağımsız olarak sahip olduğunu iddia etmek, Allah’tan başka ilâh kabul etmektir, yani
şirktir.
Müşrikler şirk işlerken Allah’ın varlığını ve O’nun kâinatın yaratıcısı olduğunu
kabul ederler fakat sevgi, tazim ve ibadet noktasında ona ortaklar ihdas ederler. Zümer
suresinde, müşriklerin putlara tapma sebebi olarak zikrettikleri Allah’a yaklaştırma
iddiaları, aynı ayetin hemen akabinde müşriklerin bu iddialarının boş ve anlamsız bir yalan
olduğu ifade edilerek, Allah tarafından yalanlanmıştır
.
Müşriklerin putlara yükledikleri “şefaatçi” misyonu da yine Kur’an tarafından
tekzîb edilmiş ve şefaat kişinin yalnızca Allah’ın izin verdiği kullara has olduğu ifade
edilmiştir. Yine büyük şirkin muhtevası içinde; Allah’tan başkasının önünde eğilmek
veya secdeye gitmek, Allah’tan başkası için adakta bulunmak, Allah’tan korkar gibi
başkasından korkmak, Allah’tan başkasına tevekkül etmek, rızık sahibi olarak Allah’tan
başkasını bilmek vb. hususlar bu kapsamda değerlendirilmiştir
.
Kur’an’da müşriklerin genel olarak vasıfları; putlardan yardım beklemek, Allah’ı
ve ayetleri yalanlamak, peygambere ve meleklere düşman olmak ve ahreti inkar etmek
şeklinde anlatılmaktadır. Ayrıca müşrikler haksız yere mal gasp eden, ahde vefasızlık
gösteren, hakka kulak tıkayan, zalim, yalancı ve hâin kişiler olarak nitelendirilmişlerdir.
Bundan dolayı Kur’an’da müşriklerin asla dost edinilmemesi ve onlardan yardım
istenmemesi de emredilmektedir.
Kur’an-ı Kerim şirkin başlangıcı olarak Hz. Adem sonrası döneme işaret
edilmektedir. Elmalılı, Allah Telalanın, Hz. Adem ve Havva validemizin dualarına icabet
ederek onlara salih evlatlar verdiğini, sonra insanların sayısının çoğaldığını, ilerleyen
dönemde çoğalan nesillerin Allah’ın kendilerine vermiş olduğu evlatlarla Allah’a ortak
koşmaya başladıklarını ve doğan çocuklarına “güneşin oğlu” veya buna benzer isimler
koyarak şirk ifade eden tabirler kullandıklarını ifade etmiş; başlangıçta tek cins, tek ümmet
olan insanların bu şekilde ayrı ayrı cins ve milletler haline geldiğini ifade etmiştir.
Ebû’l Abbâs, Nahl suresindeki “Allah’a ortak koşanlar” ayetinde zikredilen
kimselerin müşrik olmalarının sebebinin hem Allah’a, hem de şeytana inanmalarından
kaynaklanmadığını, ilgili ayette zikredilen kimselerin müşrik olmalarının sebebinin
“Allah’la beraber şeytana ibadet etmelerinden kaynaklandığını ifade etmiştir.
Uluhiyetin hususiyetlerinden birini müstakil olarak, bir başkasına tanıyan herkes,
Kur’an nazarında müşriktir. Bu varlıkların ister Allah’a müsavi tutulsun, ister bir takım
yarı tanrılar sayılsın, ister yaratma da dahli olmayan şefaatçiler sanılsın, isterse ibadete
hedef olmadığı halde Allah gibi emir ve yasakları yerine getirilsin, yani yaratıklar üzerinde
tam bir hüküm sahibi sayılsın , isterse insanlar tarafından uydurulan ve tazim olunan
varlıklar olsun ve isterse tapınma ve mutlak hüküm yetkileri mülahaza olunmaksızın sadece
kendisine verilen sevgi, ancak Allah’a verilmesi gereken veya daha fazla bir sevgi olsun
.
Kur’an-ı Kerim’de Allah’a ortak koşulan varlıklar anlamında “şerik” kelimesinin
müradifi olan “nidd”, “cibt” ve “tâgût” gibi bir takım kavramlar kullanılmıştır.
Sözlükte “nidd” kelimesi; es, benzer, denk, zıt manalarına gelir. Kelime Kur’an’da
çeşitli türevleriyle birlikte altı yerde geçmektedir
. İsfehânî, her “nidd”in “misil” manasına
geldiğini; fakat her “misl”in “nidd” manasına gelmediğini ifade etmiştir
.
“Cibt” kelimesinin aslının “cibs” olduğu ifade edilmiş; Allah’ın dışında kulluk
edilen tüm varlıklara “cibt” denildiği gibi putlara, kahinlere ve sihirbazlara da “cibt”
denildiği belirtilmiştir. Elmalılı, “cibt” kelimesinin aslı olan “cibs” kelimesinin; pis ve
alçak manalarına geldiğini ifade etmiştir
.
Kur’an-ı Kerim’de “tâgût” kelimesi sekiz yerde zikredilmişken “cibt” kelimesi bir
yerde zikredilmektedir. ki kavramın birlikte zikredildikleri ayetin tefsirinde Taberî, “cibt”
ve “tâgût” kelimeleriyle ilgili yapılan rivayetleri şu şekilde kaydetmiştir;
- Bir kısım müfessirlerin görüşü olarak, “cibt” ve “tâgût”, müşriklerin Allah’tan
başka taptıkları putlar anlamına geldiğini;
- İbn Abbâs’tan gelen bir rivayette İbn Abbâs; “cibt”i; put; “tâgût”u ise, putların
önünde bekleyen ve kendilerine soru soran insanları yanlış şekilde yönlendiren kimseler
anlamına geldiğini;
- Bir kısım insanların görüsü olarak, “cibt” kelimesinin kahin; “tâgût” kelimesinin
de Yahudilerin lideri olan Ka’b b. Eşref olduğu;
- Hz. Ömer’den gelen bir rivayette, “cibt” kelimesinin sihir; “tâgût” kelimesinin de
şeytan anlamına geldiği;
- Mücahid’den gelen bir rivayette, “cibt” kelimesinin sihir; “tâgût” kelimesinin de,
insanların emiri olarak aralarında hükmeden şeytan suretindeki insan olduğu;
- Katade’den gelen bir rivayette, “cibt” kelimesinin şeytan; “tâgût” kelimesinin de
kâhin anlamına geldiğini ifade etmiştir
Kur'an-ı Kerim'e göre şirk ve müşrik toplum / Polyteheism and polytehist community in Quran-i Kerim
Yazar:ŞEYDA ÖNAL
Danışman: PROF. DR. SÜLEYMAN TOPRAK
Yer Bilgisi: Selçuk Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı / Kelam Bilim Dalı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder